RSS

'sürdürülebilir' ile etiketlenen blog gönderileri

ÇİM YERİNE NEDEN YONCA?

Türkçeye aktaran: Müge Bakioğlu

 

     Çim Yerine Yonca Ekmeyi Yeğleyin

   

    Artık çim yerine yoncanın bahçelerinizi ele geçirmesine izin vermenizin zamanı geldi! Biçilmeye, sulanmaya, yabani otlardan temizlenmeye, gübrelenmeye ihtiyaçları yok onların. Üstelik de çimden çok daha yumuşaklar.

 

    Bahçenizde daha sürdürülebilir ekim dikim yapmak; orayı doğa dostu bir hâle getirmek; ama aynı zamanda üzerinde oynayabileceğiniz yumuşak bir alan yaratmak mı istiyorsunuz?  Öyleyse yonca ekin!

    Yoncayı çim tohumlarınızla karıştırabilir veya tamamen yonca ekebilirsiniz. 

 

beyaz yonca

 

Yonca, gübre veya ot öldürücü (herbisit) istemez; çok az biçme ve sulama gerektirir. Öte yandan toprağı verimli kılar; arı, kelebek ve bahçeniz için faydalı diğer böcekleri çeker. Hem de oturmak için çimden çok daha yumuşaktır. 

Yeşil alanınızda  pek fazla beyaz ya da pembe çiçek istemiyorsanız, sorun değil. Son on yılda, mikro yonca (microclover) adı verilen yeni bir beyaz yonca çeşidi Avrupa’nın genel tercihi oldu ve Amerika Birleşik Devletleri'nde de gittikçe yaygınlaşıyor… Mikro yoncalar, görece daha küçüktür, daha az çiçek verir, oturmak ve yürümek içinse daha yumuşak gövdelidir.

 

 

 

    1940'larda yonca kullanımı Amerikalılar arasında oldukça yaygındı. Ne var ki insanlar karahindibaları, sinirotlarını ve diğer geniş yapraklı “otları” öldürmek için herbisitler kullanmaya başlayınca, yoncalar da heba oldu.

 

Laid-back Gardener, bloğunda*, çim yerine yonca ekmenin yararlarını şöyle özetliyor:

1. Bir baklagil olarak yonca, atmosferik azot edinebilmek için, bakterilerle ortaklaşa çalışır ve böylece hem kendisine, hem de komşu bitkilere azot sağlar. Yonca ile karıştırılmış çimlerin daha hızlı büyümesinin nedeni budur.

2. Yonca içeren çim, çok daha az gübreye gereksinim duyar. Bütünüyle yonca kaplı bir yeşil alanınsa gübreye hiç gereksinimi yoktur.

3. Komşunuzun bahçesindeki çimler sulanmadığında solarken, derin kökleriyle yonca kurak mevsimlerde de yeşil kalır.

4. Saf yonca biçim gerektirmez; ama biçmek isterseniz, yılda 3 veya 4 kez biçebilirsiniz.

5. Yonca, sıkışık toprakta da büyüyebilir;  toprağının, gevşetilip havalandırılmasına gereksinimi yoktur.

6. Düz bir yeşil alan oluşturmak ve diğer otların gelişimine izin vermemek isterseniz, yoncayı yeğleyin. Yonca istilacı bir bitki türü olduğundan, onların gelişimini engeller. Dolayısıyla, yabancı otlar için zehir kullanmanız ya da çapalama yapmanız gerekmez.

7. Yonca, yetiştireceğiniz sebze ve meyveler için mükemmel bir toprak örtüsü oluşturur.

8. Yonca, arı ve kelebek gibi faydalı tozlayıcıları çeken beyaz ya da pembe çiçekler verir.  Tavşanlar ve arıcılar için yem olanağı sağlar.

9. Yonca bakımından zengin bir yeşil alan, ot tercih eden çoğu böceği caydırır. Sırf yoncadan oluşan bir alanda toprak altı zararlıları tamamen yok olur. 

10. Yonca, çim gibi değildir. Hem güneşte, hem de yarı gölgede iyi büyür.

11. Köpekler çiş yaptığında, çim sararsa da yonca sararmaz.

 

    Baird Ornitoloji Kulübü başkanı Mike Slater şöyle anlatıyor:

    “Çimler istikrarlı doğal yaşam alanları değildir. Çim ekimi, verimsiz otlar için iyi tarlaları heba etmeye gücü yeten üst sınıfın statü sembolü olarak Avrupa'da ortaya çıkmıştır. Ne yazık ki bizler de buna alıştık ve çim biçme, ot budama ve yaprak üfleme makinelerimizin olması, kas gücünü gereksiz kıldı.  Ülkedeki bütün koyunlara yetebilecek olandan çok daha geniş bir alanda çim yetiştirmekteyiz. Oysa ne kadar yeşil alan istediğimize ve yabani otları uzak tutma konusunda ne kadar katı davranacağımıza baştan karar verip, bahçelerimizi doğal yaşam alanları olarak geliştirebiliriz.” 

 

 

 

 

Konu ile ilişkili bir uzlaşı arayan Slater, bahçenizin kenarlarına, yonca, alanlarınınızın sınırlarına yerli kır çiçekleri, çalılar ve ağaçlar dikmenizi öneriyor ve ekliyor:

“Eğer yeterli sayıda insan bunu yaparsa, bahçelerimiz, parklar ile yakınımızdaki doğal alanlar arasında geçişe izin veren birer koridor görevi üstlenecektir. Amerika artık düzenli yeşil çimenlerin olduğu bir yer olmamalıdır. Birçok yabani hayvan ve bitki türü için küresel bir yok oluş ile karşı karşıyayız… En azından birkaç ufak adım atıp yonca ve karahindibalara göstereceğimiz hoşgörümüzle, gezegenimizin ve gezegenimizi paylaştığımız diğer canlı ve bitkilerin de bizim için önemli olduğunu gösterelim. “

 YONCA, TOPRAĞIN AZOT İHTİYACI İÇİN DE EN İYİ ALTERNATİFTİR

 

    Ülkemizde yapılan bir akademik araştırmada, bitki-azot ilişkisi, şöyle anılmakta:**


    Makro besin elementi olan azot, bitkilerin gelişiminde önemli bir yer tutar. Ancak bitkinin gelişimi için onun ihtiyacı olan form ve miktarlarda azotun toprakta bulunması şarttır. En fazla azot atmosferde bulunurken, toprakta bulunan azotun oldukça az bir bölümü bitki gelişimini destekleyecek biçimdedir. Bir dekar için saf azot miktarı 6 kg olarak tespit edilirken,  erozyon, hasat, yıkanma ve gaza dönüşme gibi nedenlerden toprakta azot kayıpları yaşanmaktadır. Çim ve yonca, topraktan aldıkları azot miktarı bakımından karşılaştırıldığında yoncanın daha avantajlı olduğu görülmektedir: Çim bir hektar topraktan 300 kg azot sömürürken, yonca için bu rakam 240 kg’dır.

    Öte yandan organik maddeler, inorganik gübreler, yağışlar ve biyolojik sabitlemeler (fiksasyonlar) toprağı azot bakımından beslemektedir. Toprağın azot kazanabilmesi için çeşitli yollar bulunmaktadır. Bunların başında organik maddelerin toprağa eklenmesi gelmektedir. Yeşil gübreleme olarak bilinen bitkisel ve hayvansal gübreleme ile bitkilere bir hektarda 20 ila 100 kg arasında azot sağlanabilmektedir. Yeşil gübreleme buğday sapı ile yapıldığında toprağa 18 kg/ha azot kazandırılırken, yoncalar 55kg/ha azot sağlayabilmektedir. Toprağın yonca ile gübrelenmesi başlı başına yeterli olmadığından, azotun bitkiler tarafından alınabilmesi için gübrenin mineralize olması, topraktaki organizmaların inorganik formlara dönüştürmesi gerekir. Bu ise başta toprak niteliği olmak üzere çeşitli faktörlerin de uygun hale getirilmesini gerektirir. Fakat ortaklaşa yaşam yoluyla (simbiyotik yolla) sağlanan azot sabitlemesi, doğal ve kolay bir çözüm sunmaktadır.

 

 

    Biyolojik sabitleme aracılığıyla, hem, ortaklaşa yaşam dışında bir yolla hem de ortaklaşa yaşam ilişkisi yoluyla azot sabitlemesi gerçekleşmektedir. Ortaklaşa yaşam ilişkisi yoluyla sağlanan azot sabitlemesinde ortak yaşayan iki bitkiden biri konukçu bitkiye azot sağlarken, konukçu bitki mikroorganizmalara çözünebilir karbonhidrat sağlamaktadır. Tarım alanlarında en etkili azot sabitlemesi, baklagiller ile kök canlıları (rizobiumlar) arasında gerçekleşmektedir. Böylece her bir hektardaki bitkilere 200 ila 300 kg yarayışlı azot temin edilebilmekte ve 600 kg elementel azot, bitkilere yararlı forma dönüştürülebilmektedir. En fazla azot sabitlemesinin ise yonca ile kurulan ortaklaşa yaşam ilişkisi ile sağlandığı bilinmektedir. Yonca bir yıl içinde bir hektar alanda 125-335 kg arasında sabitleyebilmekte, hatta iyi gelişen yoncalarda bu miktar 100-4000 kg arasında değişebilmektedir.

    Yeşil gübreleme ve ortaklaşa yaşam aracılığıyla sağlanan azot sabitlemesinin mineral gübrelere alternatif olması ve sürdürülebilir tarım uygulamaları arasında yer alması, yoncanın yukarıda sayılan diğer nedenlerle birlikte daha tercih edilebilir olduğunu ortaya koymaktadır.

Kaynakça
*Burrows, S. (2018). 11 reasons a clover lawn is better than grass lawn. https://returntonow.net/2018/08/03/want-a-sustainable-grass-like-lawn-plant-clover/?fbclid=IwAR110bzS31UTjmzXMnSv4OnNn1C1lpNFrrvjkk4jPp-ezarJZ7nZvlOMEz0 adresinden erişildi.

**Müftüoğlu. N.M, Demirer, T. (1998). Toprakta azot bilançosu. Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi.29 (1), 175-185, 1998.