RSS

Blog

ZEYTİNYAĞINDAKİ POLİFENOLLERİN VÜCUDA ETKİLERİ

 Yazan: Dr. Kimyager Çiğdem KUŞ

 

       Zeytinyağının fenolik bileşiklerine, genel olarak, polifenol denir. Başlıca zeytinyağı polifenolleri, fenolik alkoller, hydroksitirosol ve bunların sekoiridoid öncüleri olan oleuropein, oleuropein aglikon, oleacein veya oleokantal’dır [1]. Zeytinyağlarınn 50 ile 800 mg/L aralığında değişen fenolik bileşimi miktarı, zeytin çeşitliliğine, ağacın yaşına, ekimde kullanılan tarımsal tekniklere, olgunluk derecesine, toprak bileşimine, iklime, işleme tekniğine ve depolama özelliklerine göre değişmektedir [2].

 

 

  

       Çeşitli zeytinyağı polifenollerinin vücut tarafından emilimi ve metabolizması değişiklik göstermektedir. Suda çözünürlüklerinin iyi olması nedeniyle, yüksek oranda biyolojik fayda sağlarlar. Emilim verimliliğinin ise, yaklaşık %55-66 mol olduğu tespit edilmiştir [2].

 

polifenol zengini yiyecekler

 

 

 

       Vücudumuza alınan oksijenin kullanımı ve canlı hücrelerdeki kimyasal değişim sırasında serbest radikaller oluşabilir. Normal olarak vücudumuz bu radikalleri kontrol altında tutar, ancak bazen denge bozulur ve çok sayıda radikaller oluşur. Bu duruma oksidatif stres denir. Böyle bir durumda, serbest radikaller sağlıklı hücrelere saldırır, okside eder ve bozarlar. Sızma zeytinyağının, lipit metabolizmasını değiştirdiği; oksidatif stresi ve iltihabı azalttığı; insülin duyarlılığını artırdığı ve endotel (kan ve lenf damarlarının iç yüzünü oluşturan doku.) fonksiyonu ve pıhtılaşmayı iyileştirdiği; bulaşıcı olmayan hastalık risklerine karşı faydalı bir etki sağlayabildiği tespit edilmiştir [3]. Son yıllarda, zeytinyağı polifenollerine olan ilgi, Akdeniz diyeti yoluyla uygulanan kalbi koruyucu etkisi nedeniyle önemli ölçüde artmıştır [4, 5,6, 7].

 

       Kaşıkta zeytinyağı

  

 

       Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu (EFSA), 'zeytinyağı polifenollerinin kan lipidlerinin oksidatif stresten korunmasına katkıda bulunduğunu' iddia etmiştir. 20 g zeytinyağında, en az 5 mg hidroksitirosol ve türevlerini (Oleuropein kompleksi ve tirosol) içeren zeytinyağlarının, gıda sektöründe kullanılabileceği ifade edilmiştir [8].  Sızma zeytinyağı tüketiminden sonra plazmada oksitlenmiş düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) seviyelerinin önemli ölçüde azaldığının tespiti, kalbi koruyucu etkisinin olduğunu göstermektedir. Son zamanlarda zeytinyağı polifenolleri aracılığıyla sağlığın korunmasına ve iyileştirilmesine katkı sağlayacak pek çok çalışma gerçekleşmektedir. Bir çalışmada, 200 katılımcının, günde 3 kez 25 mL, zeytinyağı tüketmesi sağlanmıştır. 3 hafta boyunca farklı miktarlarda fenolik bileşik içeren yağlarla denemeler gerçekleştirilmiştir. Zeytinyağı polifenol içerikleriyle, oksidatif stress ve toplam kolesterol/HDL-kolesterol oranının doğrusal olarak azaldığı sonucuna varılmıştır [9].

 

 

       zeytinyağı

 

       Fenolik bileşiklerin kanser hücrelerinin çoğalmasını, apoptozunu (programlanmış hücre ölümleri) ve farklılaşmasını kontrol eden genler üzerinde etken olabileceği düşünülmektedir [10-11].  Antikanser etkinin temel hedefi, büyüme faktörü veya büyüme faktörü reseptörlerinin üretimini kontrol eden genler olabilir. Büyüme faktörü veya büyüme faktörü almaçlarının over-expression (bir genin diğerine göre daha çok okunması), komşu hücrelerin çoğalmasını ve tümörün büyümesini destekleyen sinyalleri kontrolsüz şekilde üretir. Zeytinyağı polifenolleri, bu sinyal yollarına müdahale edebilmektedir. Polifenoller, bazı sinyal moleküllerinindurumunu kontrol edebilir ki bu da onun antikanser etkisini göstermektedir [12, 13, 14].

 

       Zeytinyağındaki karakteristik fenolik bileşiklerin, geleneksel antikanser ilaçların etkileri üzerindeki etkisi günümüzde büyük ilgi görmektedir [4, 5, 12, 13–22]. Zeytinyağı fenolik bileşiklerinin, farklı kanser hücrelerinde [4,12,15] olası kemo-koruyucu ve antikanser aktiviteleri araştırılmıştır. Bunlar, meme [16, 17], kolon [18], prostat [19], melanom [20], promiyelositik lösemi [21] ve diğer kanser hücreleridir.

 

zeytinler

 

       Zeytinyağı polifenollerinin, antikanser ilaçlarla kombine kanser tedavisi üzerinde yapılmış çalışmalar vardır. Bu yeni yaklaşımlar, kanserin önlenmesi ve tedavisinde ileri düzeyde bir strateji sunabilir. Dahası, polifenoller, diğer gıda bileşenleri ve ilaçlarla pozitif veya negatif yönde etkileşirler [23-24-25].  Eğer farklı hedefler etkilenir veya birbirlerinin çözünürlüğünü geliştirirlerse sinerji etki üretilmiş olur. Bu sayede, biyoyararlanım artırılır [26]. Son yıllarda yapılan birçok çalışmada (in vitro ve in vivo) doğal polifenollerin kemoterapötik maddelerle etkileşimini, kansere karşı etkinliğini artırabildiğini; kemoterapinin yan etkilerini azaltabildiğini ve kanser hücrelerinin kemo veya radyo direncinin üstesinden gelebildiğini göstermiştir [27, 28, 29].

 

       Coccia ve arkadaşları, antikanser ilaçları ile sızma zeytinyağının fenolik ekstresinin etkileşimini incelemiştir. Paklitaksel, mesane kanseri de dahil olmak üzere çeşitli kanser türlerinin tedavisinde belirtilen mitotik (mitoz bölünme) bir inhibitördür [30]. Mitomisin C, DNA sentezini inhibe eder ve sıklıkla mesane kanseri hücrelerinin kemoterapisinde kullanılır [31]. Sızma zeytinyağının fenolik özütünün varlığında T24 hücrelerinin tedavisinde kullanılan paklitaksel ve mitomisin C ‘nin farklı dozları kullanılmış. Elde edilen sonuçlara göre mitomisin C’nin sızma zeytinyağının fenolik ekstresi ile, ilacın canlı hücreler üzerindeki toksik etki oranını azalttığı; paklitaksel ilacının tek başına kullanımıyla karşılaştırıldığında, polifenol özüt ve paklitaksel’in birlikte test edilen her konsantrasyonda, programlanmış hücre ölümlerini güçlü bir şekilde arttırdığı tespit edilmiştir [32].

 

zeytin ve zeytinyagi

 

 

       Kanser kemoterapisinde kullanılan ideal bir ilaç, ihmal edilebilir yan etkileri ile yüksek seviyelerde toksik etki göstermektedir. Canlı ortamda ya da laboratuvar ortamında çalışmalar, zeytinyağı polifenollerinin, kanser gelişimini önlemek için ve antikanser ajanlar olarak yüksek bir potansiyele sahip olduğunu göstermiştir. Zeytinyağı polifenollerinin antikanser ilaçlarla kombinasyonu, kemoterapi etkinliğinin iyileştirilmesi ve toksik etkilerin azaltılması nedeniyle kanser tedavisi için daha iyi bir yöntem sunabilir.    


      Açıklanan klinik öncesi çalışmalar, zeytinyağı polifenollerinin tek başına veya antikanser ilaçlarla birlikte faydalı etkilerini doğrulasa da, bunların etkinliğinin insanlarda kanıtlanmaya devam edilmesi gereklidir [25].

 

Kaynakça

 1- A. Bendini, L. Cerretani, A. Carrasco-Pancorbo, A. M. Gómez-Caravaca, A. Segura-Carretero, A. Fernández-Gutiérrez and G. Lercker, Phenolic molecules in virgin olive oils: A survey of their sensory properties, health effects, antioxidant activity and analytical methods. An overview of the last decade, Molecules 12 (2007) 1679-1719.

 

2- S. Martin-Pelaez, M.I. Covas, M. Fito, A. Kusar, I. Pravst, Health effects of olive oil polyphenols: recent advances and possibilities for the use of health claims, Mol. Nutr. Food Res. 57 (2013) 760e771.

 

3- Schwingshackl, L., Morze, J., & Hoffmann, G. (2020). Mediterranean diet and health status: Active ingredients and pharmacological mechanisms. British Journal of Pharmacology177(6), 1241-1257.

 

 4- R. Fabiani, Anti-cancer properties of olive oil secoiridoid phenols: a systematic review of in vivo studies, Food Funct. 7 (2016) 4145–4159

 

5- M. Celano, V. Maggisano, S. M. Lepore, D. Russo and S. Bulotta, Secoiridoids of olive and derivatives as potential coadjuvant drugs in cancer: A critical analysis of experimental studies, Pharmacol Res. 142 (2019) 77–86

 

6-. J. Delgado-Lista, P. Perez-Martinez, J. F. Alcala-Diaz, A. I. Perez-Caballero, F. Gomez-Delgado, F. Fuentes, G. Quintana-Navarro, F. Lopez-Segura, A. M. Ortiz-Morales, N. Delgado-Casado, E. M. Yubero-Serrano, A. Camargo, C. Marin, F. Rodriguez-Cantalejo, P. Gomez-Luna, J. M. Ordovas, J. Lopez-Miranda and F. Perez-Jimenez, CORonary Diet Intervention with Olive oil and cardiovascular PREVention study (the CORDIOPREV study): Rationale, methods, and baseline characteristics: A clinical trial comparing the efficacy of a Mediterranean diet rich in olive oil versus a low-fat diet on cardiovascular disease in coronary patients, Am. Heart J. 177 (2016) 42–50

 

7- A. Medina-Remon, R. Casas, A. Tressserra-Rimbau, E. Ros, M. A. Martinez-Gonzalez, M. Fito, D. Corella, J. Salas-Salvado, R. M. Lamuela-Raventos and R. Estruch, Polyphenol intake from a Mediterranean diet decreases inflammatory biomarkers related to atherosclerosis: a substudy of the PREDIMED trial., Br. J. Clin. Pharmacol. 83 (2017) 114–128

 

8- Commission Regulation (EU) No 432/2012 of 16 May 2012 establishing a list of permitted health claims made on foods, other than those referring to the reduction of disease risk and to children’s development and health Text with EEA relevance, (n.d.) 40.

 

9-Covas, M.I.; Nyyssönen, K.; Poulsen, H.E.; Kaikkonen, J.; Zunft, H.J.; Kiesewetter, H.; Gaddi, A.; de la Torre, R.; Mursu, J.; Bäumler, H.; et al. The e_ect of polyphenols in olive oil on heart disease risk factors: A randomized trial. Ann. Int. Med. 2006, 145, 333–341.

 

10-A. Di Francesco, A. Falconi, C. Di Germanio, M. V. Micioni Di Bonaventura, A. Costa, S. Caramuta,M. Del Carlo, D. Compagnone, E. Dainese, C. Cifani, M. Maccarrone and C. D’Addario, Extravirgin olive oil up-regulates CB1 tumor suppressor gene in human colon cancer cells and in rat colon via epigenetic mechanisms, J. Nutr. Biochem. 26 (2015) 250–258

 

11- Z. K. Hassan, M. H. Elamin, M. H. Daghestani, S. A. Omer, E. M. Al-Olayan, M. A. Elobeid, P. Virk and O. B. Mohammed, Oleuropein induces anti-metastatic effects in breast cancer, Asian Pac. J. Cancer Prev. 13 (2012) 4555–4559

 

12- A. Ahmad Farooqi, S. Fayyaz, A. Silva, A. Sureda, S. Nabavi, A. Mocan, S. Nabavi and A. Bishayee, Oleuropein and cancer chemoprevention: The link is hot, Molecules 22 (2017) 705

 

13- S. Rigacci and M. Stefani, Nutraceutical properties of olive oil polyphenols. An itinerary from cultured cells through animal models to humans, Int. J. Mol. Sci. 17 ( 2016) 8 43

 

14-H. Shamshoum, F. Vlavcheski and E. Tsiani, Anticancer effects of oleuropein, BioFactors 43 (2017) 517–528

 

15- J. A. Menendez, A. Vazquez-Martin, R. Colomer, J. Brunet, A. Carrasco-Pancorbo, R. Garcia-Villalba, A. Fernandez-Gutierrez and A. Segura-Carretero, Olive oil’s bitter principle reverses acquired

autoresistance to trastuzumab (HerceptinTM) in HER2-overexpressing breast cancer cells, BMC Cancer 7 (2007)

 

16- M. A. Khanfar, S. K. Bardaweel, M. R. Akl and K. A. El Sayed, Olive oil-derived oleocanthal as

potent inhibitor of mammalian target of rapamycin: Biological evaluation and molecular modeling

studies: oleocanthal is a potent mTOR inhibitor, Phytother. Res. 29 (2015) 1776–1782

 

17-J. Calahorra, E. Martínez-Lara, C. De Dios and E. Siles, Hypoxia modulates the antioxidant effect of hydroxytyrosol in MCF-7 breast cancer cells, PLOS ONE 13 ( 2018) e 0203892

 

18-Y. Z. H.-Y. Hashim, J. Worthington, P. Allsopp, N. G. Ternan, E. M. Brown, M. J. McCann, I. R. Rowland, S. Esposto, M. Servili and C. I. R. Gill, Virgin olive oil phenolics extract inhibit invasion of HT115 human colon cancer cells in vitro and in vivo, Food Funct. 5 (2014) 1513–1519

 

19- H. Zubair, A. Bhardwaj, A. Ahmad, S. K. Srivastava, M. A. Khan, G. K. Patel, S. Singh and A. P. Singh, Hydroxytyrosol induces apoptosis and cell cycle arrest and suppresses multiple oncogenic signaling pathways in prostate cancer cells, Nutrit. Cancer 69 (2017) 932–942

 

20. H. Song, D. Y. Lim, J. I. Jung, H. J. Cho, S. Y. Park, G. T. Kwon, Y.-H. Kang, K. W. Lee, M.-S. Choi and J. H. Y. Park, Dietary oleuropein inhibits tumor angiogenesis and lymphangiogenesis in the B16F10 melanoma allograft model: a mechanism for the suppression of high-fat diet-induced solid tumor growth and lymph node metastasis, Oncotarget 8 (2017) 32027–32042

 

21- R. Fabiani, P. Rosignoli, A. D. Bartolomeo, R. Fuccelli, M. Servili, G. F. Montedoro and G. Morozzi, Oxidative DNA damage is prevented by extracts of olive oil, hydroxytyrosol, and other olive phenolic compounds in human blood mononuclear cells and HL60 cells, J. Nutr. 138 (2008) 1411– 1416.

 

22- A. M. Borzì, A. Biondi, F. Basile, S. Luca, E. S. D. Vicari and M. Vacante, Olive oil effects on colorectal cancer, Nutrients 11 (2019) 32

 

23 U. Lewandowska, S. Gorlach, K. Owczarek, E. Hrabec and K. Szewczyk, Synergistic interactions between anticancer chemotherapeutics and phenolic compounds and anticancer synergy between polyphenols, Postepy. Hig. Med. Dosw. (Online) 68 (2014) 528–540.

 

24- T. M. de Kok, S. G. van Breda and M. M. Manson, Mechanisms of combined action of different chemopreventive dietary compounds: A review, Eur. J. Nutr. 47 (2008) 51–59

 

25-Torić, J., KARKOVIĆ MARKOVIĆ, A. N. A., JAKOBUŠIĆ BRALA, C. V. I. J. E. T. A., & Barbarić, M. (2019). Anticancer effects of olive oil polyphenols and their combinations with anticancer drugs. Acta Pharmaceutica69(4), 461-482.

 

26- H. Wagner, Synergy research: Approaching a new generation of phytopharmaceuticals, Fitoterapia 82 (2011) 34–37

 

27- M. Fantini, M. Benvenuto, L. Masuelli, G. Frajese, I. Tresoldi, A. Modesti and R. Bei, In vitro and in vivo antitumoral effects of combinations of polyphenols, or polyphenols and anticancer drugs: perspectives on cancer treatment, Int. J. Mol. Sci. 16 (2015) 9236–9282;

 

28 K. Nurgali, R. T. Jagoe and R. Abalo, Editorial: Adverse effects of cancer chemotherapy: Anything

new to improve tolerance and reduce sequelae?, Front. Pharmacol. 9 ( 2018) 2 45

 

29. D. Shukla, R. Rawal and N. Jain, A brief review on plant-derived natural compounds as an anticancer agents, Int. J. Herbal Med. 6 (2018) 28–36.

 

30. T. Kubota, S. W. Matsuzaki, Y. Hoshiya, M. Watanabe, M. Kitajima, F. Asanuma, Y. Yamada, J. Koh, Antitumor activity of paclitaxel against human breast carcinoma xenografts serially transplanted

into nude mice, J. Surg. Oncol. 64 (1997) 115-121.

 

31- S. V. Singh, D. Scalamogna, H. Xia, S. O’Toole, D. Roy, E. O. Emerson, V. Gupta and H. A. Zaren, Biochemical characterization of a mitomycin C-resistant human bladder cancer cell line, Int. J. Cancer. 65 (1996) 852-857

 

32- A. Coccia, L. Mosca, R. Puca, G. Mangino, A. Rossi and E. Lendaro, Extra-virgin olive oil phenols block cell cycle progression and modulate chemotherapeutic toxicity in bladder cancer cells, Oncol Rep. 36 (2016) 3095–3104

 

 

NEDEN FİLTRESİZ ZEYTİNYAĞI?

 Yazan: Dr. Kimyager Çiğdem KUŞ

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 



     Filtresiz sızma zeytinyağları, birkaç hafta ya da birkaç ay depolama tanklarında bekletilmeleri durumunda, filtreli yağlara göre farklı özelliklere sahip olurlar. Filtresiz sızma zeytinyağına uygulanan bu işlem, içerdiği maddeler nedeniyle, yağın göze bulutsu bir şekilde görülmesine neden olabilir. Bu bulutsuluk durumuna, asıltı (kolloid) veya serpinti (dispersiyon) de denilmektedir. Bazı tadım uzmanları, ünlü yemek gurmeleri ve tüketiciler, zeytinyağındaki bulutsu görünümün daha çok, tazeliğe ve kaliteye işaret ettiğini düşünmektedirler. Taze zeytinyağının bulutsu bir görünüme sahip olmasının nedeni, değişken miktarda ve mikro boyutta zeytin suyu damlacıkları ve zeytin meyvesi içermesidir.[1].

  

 

 

 

     Sızma zeytinyağının içeriğini major ve minör bileşikler oluşturur. Major bileşikler, gliserollerdir ve toplam yağ ağırlığının %98’inden fazlasını oluştururlar. Minör bileşikler ise alifatik ve triterpenik alkoller, steroller, hidrokarbonlar, uçucu bileşenler ve antioksidanlardan (%2 gibi düşük bir oranda) oluşan 230’dan fazla kimyasal bileşiktir. Antioksidanların ana kaynağını, karotenler ve fenolik bileşikler oluşturur. Sızma zeytinyağının minör bileşiklerinden fenollerin birçoğu kuvvetli antioksidan aktiviteye sahip olduğu için, vücutta serbest radikallerden kaynaklanan zararları gidermekte ve böylelikle vücudu, çeşitli hastalıklara karşı korumaktadır [2].

 

  

  

 

     Zeytinyağı elde edilirken sıcaklığın artması, bitkisel dokudan salınan fenollerde artış olmasını ve yağ fazında çözünen fenol miktarının da artmasını sağlamaktadır. 25o C’tan 30o C’a çıkışta fenollerin arttığı gözlenmektedir. Sıcaklık 30o C’tan 35o C’a çıkınca, fenol miktarında artış görülmemektedir [2]. 

     Oksidasyon, yağların kimyasal, duyusal ve beslenme özelliklerinde önemli ölçüde zarara neden olmaktadır. Bunlar, enzimatik oksidasyon, fotoksidasyon ve otooxidasyon gibi çeşitli oksidatif bozunmalar yoluyla gerçekleşir [1,3]. Yağların oksidatif kararlılığı, onların, yağ asiti  tokoferoller ve polifenoller gibi antioksidan maddelerin yapısı ve miktarı ile belirlenir. Bu maddelerin filtrasyon sistemiyle azalması oksidasyon kararlılığını ve dolayısı ile raf ömrünü azaltmaktadır [1,3,4,5].

 

 

 

 

2019 yılında hazırlanmış bir derlemede şu bilgilere yer verilmiştir [1]:

 

  • Filtresiz sızma zeytinyağlarının oksidatif kararlılığı, filtreli olanlardan daha iyi korunmaktadır [5]. 
  • Sızma zeytinyağının ana fenolik bileşikleri, oleuropein aglikonlarıdır ve bunlar basit fenoller olan tirozol ve hidroksitirosol olan türevleridir. Polar ve suda çözünürler [6]. Bu nedenle zeytinyağında bulunma oranı filtrasyon işlemiyle azalan su içeriğine bağlıdır [7,8]. 
  • Jabeur vd., (2017) yaptıkları çalışmada fenolik bileşenler zeytinyağındaki su damlacıklarının çevresinde bulunduğu için, eğer filtre edilirse fenolik bileşiklerin azalacağını açıklamıştır [9]. 
  • Bakhouche vd., (2014) yaptığı çalışmada filtrasyonun nemi büyük ölçüde düşürdüğü, suda çözünen fenol bileşikleri olan fenolik alkolleri ve flavonları azalttığını vurgulamıştır [10]. 
  • Filtrasyon ile istenen duyusal özelliklerin yoğunluğu azalmıştır [1]. 
  • Saklama süresinin, yağın kalitesini, filtrasyon işleminden daha fazla etkilediği ifade edilmiştir. Köseoğlu vd., (2019) tarafından Ayvalık, Memecik ve Domat zeytinyağlarının filtrasyonu ile toplam fenolik içeriğinin azaldığı tespit edilmiştir. Buna karşılık antioksidan bileşikler, FAEE ve FAME (Metil ve etil esterler), antioksidan aktivite ve OS (Oksidatif kararlılık) üzerinde önemli bir etkisi olmadığını göstermiştir (P <0.05) [11].   

 

 

     Tüm bu sonuçlar değerlendirildiğinde, ağaçtan sofraya kadar birçok değişime uğrayan zeytinin, zeytinyağı oluşumunda niteliklerinin artması ve var olan niteliklerini koruması için zeytin işleme aşamalarında kalite korunmalıdır. Bu nedenle filtresiz zeytinyağı tercih edilirse, içeriğinde bulunan bileşikler ile daha kaliteli; duyusal olarak daha etkin; oksidasyona karşı daha kararlı bir ürün elde edilmiş olur. 

 

Kaynakça:

[1] Cayuela-Sánchez, J. A., ve Caballero-Guerrero, B. (2019). Fresh extra virgin olive oil, with or without veil. Trends in food science & technology, 83, 78-85.

[2] Kıralan, M., ve Yorulmaz, A. (2006). Zeytin Meyvesinde ve Sızma Zeytin Yağında Bulunan Başlıca Fenoller ve Bunları Etkileyen Bazı Faktörler, Cilt/Vol.:7-Sayı/No: 2 : 311-321.

[3] Kıralan, M., Yorulmaz, A., Ercoşkun, H., ve Sağırkaya, M. (2005). Sızma zeytinyağının fenolik bileşiklerine ve oksidasyon stabilitesine işleme aşamalarının etkileri. Gıda Mühendisleri Odası Gıda Mühendisliği Dergisi, 19(9), 28-34.

[4] Koidis, A., Triantafillou, E., ve Boskou, D. (2008). Endogenous microflora in turbid virgin olive oils and the physicochemical characteristics of these oils. European Journal of Lipid Science and Technology, 110, 164–171.

[5] Lozano-Sánchez, J., Cerretani, L., Bendini, A., Gallina-Toschi, T., Segura-Carretero, A., ve Fernández-Gutiérrez, A. (2012). New filtration systems for extra-virgin olive oil: Effect on antioxidant compounds, oxidative stability, and physicochemical and sensory properties. Journal of Agricultural and Food Chemistry, 60, 3754–3762.

[6] Galanakis, C. M., Goulas, V., Tsakona, S., Manganaris, G. A., & Gekas, V. (2013). A knowledge base for the recovery of natural phenols with different solvents. International Journal of Food Properties, 16(2), 382–396.

[7] Ambrosone, L., Angelico, R., Cinelli, G., Di Lorenzo, V., & Ceglie, A. (2002). The role of water in the oxidation process of extra virgin olive oils. Journal of the American Oil Chemists’ Society, 79, 577–581.

[8] Lercker, G., Frega, N., Bocci, F., ve Servidio, G. (1994). “Veiled” extra-virgin olive oils: Dispersion response related to oil quality. Journal of the American Oil Chemists’ Society,

71, 657–658.

[9] Jabeur, H., Zribi, A., ve Bouaziz, M. (2017) Changes in chemical and sensory characteristics of Chemlali extra-virgin olive oil as depending on filtration. European Journal of Lipid Science and Technology, 119:1–10.

[10] Bakhouche, A., Lozano-Sánchez, J., Ballus, C. A., Martínez-García, M., González Velasco, M., ve Olavarría-Govantes, A. (2014). Monitoring the moisture reduction and status of bioactive compounds in extra-virgin olive oil over the industrial filtration process. Food Control, 40, 292–299.

[11] Köseoğlu, O., Sevim, D., ve Kadiroğlu, P. (2019). Effects of Filtration on the Quality Properties of Extra Virgin Olive Oils during Storage. Journal of the American Oil Chemists' Society, 96(3), 291

PÜRENİN VE PÜREN BALININ ÖZELLİKLERİ

 Yazan: Dr. Kimyager Çiğdem KUŞ

 

PÜREN BİTKİSİ 

 

     Püren bitkisi, Erica cinsinden Ericaceae familyasının bir üyesi olup, Dünya’da 700’ün üzerinde türe sahiptir. Bunlardan 5 Erica türü ülkemizde doğal olarak yetişmektedir.

 

Püren bitkisi

 

    Ülkemizde yetişen pürenler, iki tür doğal yayılış göstermektedir. Bu türlerden biri olan E. bocguetti endemiktir ve yalnızca Antalya’da yetişmektedir. Diğer türlerden E. manipuliflora ve E. arborea, Muğla ve çevresinde bulunmakla birlikte daha çok 0-1530 m yükseklikler arasında yetişmektedir (Güvenç, 2007 Kuş, 2017). Erica türleri Anadolu’da, Akdeniz, Ege ve Karadeniz kıyı şeritleri boyunca doğal olarak yetişmekte; halk arasında “funda”, “püren”, “süpürge çalısı” olarak anılmaktadır. Çiçeklenme dönemi Temmuz-Kasım ayları arasında olduğu için, arıların kışa hazırlanmalarında en önemli nektar kaynaklarından biridir.

 

PÜREN BALI

 

     Erica türlerinden üretilen bal, püren balı olarak isimlendirilmektedir. Püren balı, koyu kahverengi renkte, aroması güçlü, tadı keskin bir baldır. Ülkemiz dışında, tüketiciler tarafından yoğun olarak tercih edilmektedir. Bu nedenle, yurtdışındaki üreticilere diğer ballardan daha fazla getiri sağlamaktadır. 

 

     Bal, antioksidan, antibakteriyel, antidiabetik, anti-inflamatuar ve anti-mikrobiyal aktivitelerinden ve yara iyileştirici özelliklerinden dolayı insan sağlığına destek olmaktadır. Antioksidan besinler, oksidatif stresi azalttığı, oksidatif hasarı önlediği için büyük ilgi görmektedir.     

 

     Antioksidan etkilerden sorumlu bal bileşenleri  fenolik asitler, flavonoidler, askorbik asit, katalaz, peroksidaz, karotenoidler gibi bileşiklerdir.

             

 

 

     Pek çok çalışmada, baldaki fenolik asitler ve flavonoidler, kapsamlı bir şekilde araştırılmış ve antioksidan aktivitelerin toplam fenolik konsantrasyonları ile doğrusal ilişki içinde olduğu kanıtlanmıştır.  Bugüne kadar yapılan çalışmalar, püren balının yüksek antioksidan ve fenolik madde içeriğine sahip ve insan sağlığı için önemli bir besin kaynağı olduğunu ortaya koymaktadır (Giao vd., 2007, Estevinho vd., 2008; Escuredo vd., 2013; Piotraszewska vd.,2015).

 

 

İrlanda’da püren balı, 'SÜPER BESİN' olarak adlandırılırken, manuka balına rakip olacağı, yapılan araştırmalarda gösterilmektedir (Kavanagh 2019)

 


     Günümüzde püren balı İskoçya, Portekiz, İspanya, İrlanda gibi ülkelerde yüksek katma değerli foksiyonel bir gıda olarak görülürken, ülkemizde bu bala ilgi neredeyse yok denecek kadar azdır. Son yıllarda İrlanda’da yapılan bir çalışmada, püren ballarının fizikokimyasal özelliklerinin, manuka balına benzemekte olduğu ve manuka balından daha yüksek toplam fenolik içeriğe sahip olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca antioksidan özellikleri bakımından manuka balı ile eşdeğer olabileceği ortaya çıkarılmıştır. Yüksek talep gören ve ticari değeri yüksek olan manuka balı ile karşılaştırıldığında, insan sağlığına faydalarından dolayı püren balı üzerinde de araştırmaların artırılması gerekli görülmektedir (Alvarez-Suarez, 2010, Kavanagh 2019).

 

 

PÜREN BALI ÜZERİNE BAZI ÇALIŞMALAR

 

     Püren ve aynı dönemde üretilen çam balının antioksidan aktiviteleri 5 farklı yöntemle karşılaştırılmıştır. ABTS katyon radikali giderim aktivitesi testinde, yüksek polen içerikli püren balı (%85 Erica) %20’lik konsantrasyonda, %80,28 inhibisyon gösterirken, aynı bölgede üretilen çam balı ise %70,60 inhibisyon göstermiştir. Buna karşılık DPPH serbest radikal giderim aktivitesi açısından çam balında %43,92 inhibisyon elde edilirken, püren örneğinde %40,65 inhibisyon elde edilmiştir. Metal şelat aktivitesi değerlendirildiğinde aynı örneklerde püren balı %86,16 inhibisyon gösterirken, çam balı %83,04 inhibisyon göstermiştir. Püren balı (%85 Erica) ve çam balı ile karşılaştırıldığında her ikisinde de kayda değer bir antioksidan aktivite gösterdiği tespit edilmiştir (Kuş vd., 2018)

 

çam ve püren

 

     Antibiyotiğe dirençli bakteriler önemli bir sağlık sorunudur. Hem insan hem de hayvanlarda antibiyotik kullanımını azaltmayı amaçlayan ve balın belirli şartlar altında antibiyotik kullanımına bir alternatif sağlayabileceğini gösteren çalışmalar mevcuttur.  Yalnızca ABD'de yıllık 239.106 kg antibiyotik kullanıldığı tahmin edilmektedir. Avrupa Birliği'nde, tarım ve gıda endüstrisinde antibiyotik kullanımı konusunda kısıtlamalar oldukça fazladır; ancak çoğu durumda, ülkeler arasında büyük farklılıklar göstermektedir.

     Yapılan çalışmalardan biri, atların kol ve bacaklarındaki yaralar üzerindedir. Atların kol ve bacaklarında oluşan yaralar, insanlardakiler ile benzerdir. Uzuvlarda meydana gelen hidrostatik güç, insandaki iltihaplanma, granülazyon, epitelizasyon ve kasılma gibi yaralarının iyileşmesini zor hale getiren süreçlerin ardından oluşan bacak ülserine benzeyen küçük ve büyük ödem risklerine neden olmaktadır.  Bu çalışmada, bal arısı laktik asit formülasyonu kullanılarak in vitro koşullarda yara iyileştirme etkisi incelenmiştir. Bal arısındaki laktik asit bakterilerinin, en iyi etkiyi püren balı ile gösterdiği ortaya çıkmıştır. Laktik asit bakterilerinin daha iyi aktivite gösterme ve canlılığını sürdürebilme nedeninin, püren balında, diğer bal türlerinden daha yüksek oranda su içeriğinin bulunmasından kaynaklanabileceği düşünülmüştür.(Olofsson vd., 2016)

     Çoğunlukla balın mikrobiyal aktivitesi, onun osmalalitesine, düşük pH’ına, düşük hidrojen peroksit içeriğine ve Manuka balında (tıpta geniş çapta kullanılan bir bal) olduğu gibi, belirli bir bileşene (Metilglikoksal (MGO)) dayandırılmaktadır. Manuka balı gibi püren balının da benzer oranda iyileştirme gücünün olabileceği ifade edilmiştir.

     Püren balı (8,55 mg/100 g) ve kestane balının (8,13 mg/100 g) benzer ortalama flavanoid içeriğe sahip olduğu; polifenolik içeriklerinin ise ikisinde de 114 mg/ 100 g olduğu tespit edilmiştir.  Püren balının, %41,7 fruktoz; %26,5 glukoz; %1,3 sükroz; %1,5 maltoz içerdiği rapor edilmiştir. (Escuredo vd., 2014, 2019).

 

 

 

ÇALI SÜPÜRGESİ Mİ BAL MI

 

     Püren, ülkemizde, çok geniş bir alana yayılmış olmasına ve tıbbi özellikler içermesine karşın,  hâlâ yeterince ilgi görmemekte ve üretimi, olası bal miktarının çok altında kalmaktadır. Türkiye Ormancılığı Derneği tarafından hazırlanan 'Türkiye Ormancılığı: 2019' çalışmasında, yıllara göre püren (Erika-funda-kök) üretimine ilişkin bilgiler mevcuttur. (TOD, 2019).

     Süpürge çalısının yer aldığı odun dışı orman ürünlerinin tevzii masrafı, tarife bedeli ve satış masrafını gösterir cetvelde ise 2017’de süpürge çalısının tonu, 0,51 TL olarak belirtilmiştir (OGM, 2017). Ne yazık ki püren, bal üretiminde değil, genellikle çalı süpürgeleri üretiminde; ender olarak da peyzajda ve erozyon ile mücadelede kullanılmaktadır.

 

SONUÇ

Sonuç olarak, elde edilen bütün bu veriler, pürenin, henüz keşfedilmemişse de yüksek katma değer sağlayabilecek bir bitki kaynağı olduğunu kanıtlamaktadır. Dolayısıyla, püren, çalı süpürgesi yapılmak üzere ihale ile satılmayı değil -manuka balı gibi- tıbbi ilaç niteliğindeki bir balın kaynağı sayılmayı ve el üstünde tutulmayı çoktan hak etmektedir.

 

KAYNAKÇA

* Alvarez-Suarez, J.M., Tulipani, S., Díaz, D., Estevez, Y., Romandini, S., Giampieri, F., Damiani, E., Astolfi, P., Bompadre, S., Battino, M., 2010. Antioxidant and antimicrobial capacity of several monofloral Cuban honeys and their correlation with color, polyphenol content and other chemical compounds. Food Chem. Toxicol. 48, 2490–2499
* Estevinho, L. Pereira, A. P., Moreira, L., Dias, L. G., ve Pereira, E. (2008). Antixidant and antmicrobial effects of phenolic compounds extracts of Northeast Portugal honey. Food and Chemical Toxicology, 46(12), 3774-3779.
* Escuredo, O., Miguez, M., Fernandez-Gonzalez, M., ve Seijo, M. C., (2013). Nutritional value and antioxidant activity of honeys produced in a European Atlantic area, Food Chemistry, 138 (2-3), 851-856.
* Escuredo, O., Dobre, I., Fernández-González, M., & Seijo, M. C. (2014). Contribution of botanical origin and sugar composition of honeys on the crystallization phenomenon. Food chemistry, 149, 84-90.
* Escuredo, O., Rodríguez-Flores, M. S., Rojo-Martínez, S., & Seijo, M. C. (2019). Contribution to the chromatic characterization of unifloral honeys from Galicia (NW Spain). Foods, 8(7), 233.
* Giao, M. S., Gonzalez-Sanjose, M.L., Rivero Perez, M.D., Pereira, C. I., Pintado, M.E., ve Malcata, F.X. (2007). İnfusions of Portuguese medicinal plants: Dependence of final antioxidant capacity and phenol content on extraction features. Journal of the Science of Food and Agriculture, 87(14), 2638-2647.
* Güvenç, A. ve Kendir, G. (2007). The leaf anatomy of some Erica taxa native to Turkey. Fabad Journal of Pharmaceutical Sciences, 32, 121-125.
* Kavanagh, S., Gunnoo, J., Passos, T. M., Stout, J. C., ve White, B. (2019). Physicochemical properties and phenolic content of honey from different floral origins and from rural versus urban landscapes. Food chemistry, 272, 66-75.
* Kuş, Ç., Duru, M.E.,Taş, M. ve Küçükaydın, S. (2017). Anticholinesterase activities from aqueous extract of different plant parts of Erica manipuliflora. International journal of secondary Metabolite, 4(3, Special Issue 2), 372-375.
* Kuş, Ç., Duru M. E., Taş, M., Küçükaydın, Ş., Karataş, Ş., Kurnaz, S., (2018) Muğla’da Aynı Dönemde Üretilen Çam ve Püren Ballarının Antioksidan Aktivitelerinin Karşılaştırılması 6. Uluslararası Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongresi, Fethiye Muğla/Türkiye, 15-19 Ekim 2018, pp.555
* Piotraszewska- Pajak, A.ve Gliszczynska-Swiglo, A. (2015). Directions of Colour Changes of Nectar Honeys Depending on Honey Type and Storage Conditions. Journal of Apicultural Science, 59(2),51-61.
* Olofsson, T. C., Butler, E., Lindholm, C., Nilson, B., Michanek, P., & Vásquez, A. (2016). Fighting off wound pathogens in horses with honeybee lactic acid bacteria. Current microbiology, 73(4), 463-473
* TOD, 2019. Türkiye Ormancılığı: 2019, ISBN: 978-975-93478-4-0, 164+20 sayfa, Kuban Matbaacılık Yayıncılık, Ankara

* (OGM,2017)https://www.ogm.gov.tr/ekutuphane/Tebligler/2017%20y%C4%B1l%C4%B1%20Odun%20D%C4%B1%C5%9F%C4

%B1%20Orman%20%C3%9Cr%C3%BCnlerine%20ait%20Tarife%20Bedeli,%20Tevzii%20Masraf%C4%B1%20ve%20Sati%C5%9F%20

Masraflar%C4%B1n%C4%B1%20g%C3%B6sterir%20cetveller.pdf